|
New Page 1
AVIAN INFLUENZA
( Pestis Avium,
Kanatlı İnfluenzası,Tavuk Vebası, Kuş Gribi)
Avian influenza
(AI) evcil ve yabani kanatlılar ile memeli hayvanların çoğunda solunum ve
sindirim sistemine ait belirtilerle birlikte yüksek morbidite ve mortalite ile
seyreden oldukça bulaşıcı olan, insanlardaki grip benzeri bir hastalıktır.
Tavuk vebası(kuş
gribi) tüm dünyada büyük ekonomik kayıplara neden olan bir hastalık olup
tavukçuluk sektörünü tehdit eden en önemli viral hastalıklardan biri olarak
kabul edilmektedir. Hastalığın zoonoz karakterde olması yani hayvanlardan
insanlara bulaşması ve insanlarda da ölümcül vakalara sebep olması hastalığın
önemini daha da
arttırmaktadır.
Hastalık etkeni
Orthomyxoviridae familyasından Influenza gurubuna ait, tek sarmallı, RNA
karakterinde genetik madde taşıyan Influenza A virusudur.
Influenza
viruslarının 3 tipi identifiye edilmiştir. Bunlar Influenza A,B ve C tipleridir.
B ve C tipleri yalnız insanlarda hastalık oluşturur. A tipi ise insan, at,
balina, domuz, Amerikan vizonu ve kanatlılarda hastalık oluşturur. Influenza
virusunun patojenitesi alt tiplere göre değişiklik gösterir. Avian influenza
tahribat gücü yüksek bir hastalıktır. Günümüzde patojenik izolatlar influenza A
viruslarının H5 ve H7 alt tipleri olarak belirlenmiştir. Bu suşlar % 100'lere
varan düzeyde ölümlere sebep olabilirler ve evcil türlerde oldukça büyük
ekonomik kayıplar oluştururlar. Diğer suşlar ya çok az hastalık belirtisine
sebep olurlar ya da hiç farkedilmezler. Fakat bununla beraber bu ailede yer alan
Influenza viruslarının antijenik yapılarının hızla değişim eğilimleri vardır.
Düşük patojeniteye sahip suşlar değişime uğrayarak hızla gerçek öldürücü suşlar
haline dönüşebilir.
Öldürücü bir
hastalık olan avian influenza'nın etkeni birçok ülkede izole edilmiştir.
Influenza virusları ılıman ve kutuplara yakın bölgelerdeki insan, domuz ve at
popülasyonlarında belirli zamanlarda, özellikle kış mevsiminde, tropikal ve
subtropikal bölgelerde ise bütün yıl boyunca görülmektedir. Tavuklar ve deniz
memelilerinde herhangi bir zamanda influenza salgını çıkabilir. Avian influenza
virusu Uzakdoğu, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Avrupa'da izole edilmiştir.
Hastalık özellikle Afrika ve bazı Asya ülkelerinde enzootik tarzda bir seyir
göstermektedir.
Virus daha çok
ördeklerden izole edilmekle birlikte sülün, evcil kaz, bıldırcın, tavus kuşu,
muhabbet kuşu, martı, bataklık kuşları, keklik, deniz kuşları, beç tavuğu ve
papağan cinslerinden de izole edilmiştir.
Göçmen kuşlar
influenza virusunun ana taşıyıcısı olarak bilinirler ve bulaşmada önemli rol
oynamaktadırlar. Bu kuşlar solunum yolu, konjuktivadan ve dışkıları ile büyük
miktarlarda virusu saçarlar ve bunların göç etmeleri nedeniyle virusu bir
bölgeye, ülkeye ya da kıtaya hızla yayarlar. Evcil kanatlıların aksine doğada
serbest olarak yaşayan kuşlarda influenza virusundan dolayı belirgin ve tipik
bir hastalık tablosu şimdiye dek bildirilmemiştir. Salgınlar genellikle
kuşların göç yollarına yakın yerlerde olmaktadır. Uzun mesafe kateden kuşlar çok
yorgun ve stresli olduklarından bunların virus saçımı artar, bunlar acıktıkları
zaman kendilerine ticari kanatlı alanlarının yakınlarındaki yem kaynaklarında
yem ararlar. Bu durum ticari stokların yabani kuşlar tarafından enfekte olmaları
şansını arttırır. Enfeksiyonun evcil kanatlılara yayılması çoğunlukla enfekte
dışkılardan kontaminasyon ile olmaktadır. Bu bölgede bulunan ticari kanatlıların
yabani kuşlarla direk teması ile de olabilir. Alternatif olarak personel ve
ekipman gibi indirek vektörlerle de enfekte materyal kümesteki hayvanlara
bulaştırılabilir. Rüzgarla yayılma muhtemelen çok yakın kümesler arasında olur
çünkü virusun hava yolu ile taşınması birkaç kilometre ile sınırlıdır. İnsanlar
ve aktiviteleri virusun kanatlı yetiştirilen alanlar içerisinde en etkili
yayılma metodudur. Vertikal bulaşma yani yumurta yolu ile anneden civcive
bulaşma ile ilgili kesin bir kanıt bulunmamakla beraber enfekte hayvanlardan
elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı saptanmıştır.
Klinik Belirtiler:
Avian İnfluenza
enfeksiyonunda klinik semptomlar çeşitlidir ve virus suşlarının virulensi,
etkilenen tür, yaş, çevre ve aynı anda seyreden bakteriyal hastalıklar
semptomların üzerine etkilidir.
Hastalığın
kuluçka süresi 3-5 gündür. Genellikle 24-36 saatte hastalık kendini gösterir.
Hastalar 1-7 gün içerisinde ölürler. Hasta hayvanlarda vücut ısısı yükselir,
tüyler kabarır, şiddetli ishal vardır. Yumurta verimi azalır ya da tamamen
durur. Hasta hayvanlar iştahsızdır, göz kapakları kapanabilir, konjuktiva şişmiş
ve kırmızı renktedir. Sakal ibik ve gözlerin çevresinde karakteristik olarak
ödem ve siyanoz şekillenir. Ödem boyun ve göğüs bölgesine de yayılabilir.
Glottisteki ödem boğulma ile sonuçlanan solunum güçlüğüne neden olur. Solunum
güçlüğü ile birlikte burun deliklerinden grimsi kanlı bir eksudat gelir.
Özellikle hindi palazlarında solunum yollarının tıkanması ilgi çekicidir.
Hayvanlarda ani bir ürküntü olduğu taktirde kitle halinde ölümler meydana gelir.
Hastalanan hayvanlar çoğunlukla iki gün içerisinde ölürler. Akut dönemi atlatan
hayvanlarda eksitasyon, konvulsiyonlar veya dönme hareketleri ve ataksi dahil
olmak üzere sinirsel belirtiler, inkoordinasyon, yürüyememe ve ayakta duramama
gibi klinik bulgular gözlenir. Yumurta verimindeki ani düşüşün yanısıra yumurta
kabuğunda renk açılması, kalitesinde bozukluk şekillenmesi ve incelme dikkat
çekici şekilde artar. Genellikle hızla beliren solunum ve sindirim
sistemi problemlerine ek yüksek ateş bulguları Newcastle hastalığına benzerlik
gösterir. Klinik belirtilere bakılarak hastalık teşhis edilemez.

Otopsi Bulguları:
Patolojik
bulgular virusun virulensine ve kanatlı türlerine göre değişkenlik gösterir.
Ölüm sertliği ölümü takiben hemen şekillenir. Ani ölümlerde herhangi bir lezyon
belirlenemezken ileri safhalarda dehidrasyon, karın yağları da dahil kaslarda,
iç organlarda kanamalar, baş ve boyunda deri altı ödemler, burun ve ağızdan
akıntılar, sternumun iç yüzünde peteşiler, böbrekte, yumurtalıklarda, ön midede
taşlıkta ve bilhassa bağırsak mukozasında kanamalar gözlenir. Derinin karkastan
sıyrılmasıyla deri altı dokularda saman sarısı renkte berrak bir sıvıya
rastlanır. Kan damarları çoğunlukla tıkanmıştır. Karaciğer, dalak ve böbreklerde
sarıdan griye kadar değişen odaklar, kanama ve nekrotik bozukluklar görülür.
Özellikle uzun süreli enfeksiyonların görüldüğü olgularda sinüzitis, fibrinöz
perikarditis ve peritonitis gözlenir. Yumurta tavuklarında yumurtalıklarda
kanamalar veya nekrotik odaklarla birlikte dejenerasyonlarda görülür.
Teşhis:
Klinik semptom,
anemnez, otopsi bulguları kesin teşhis için yeterli değildir. Hastalığın kesin
teşhisi laboratuvarda virusun izolasyonu ve identifikasyonu ile mümkündür.
Laboratuvarda teşhis çalışmalarında hemaglutinasyon inhibisyon (HI), virus
nötralizasyon (VN), agar jel presipitasyon (AGP), enzym linked immunosorbent
assay (ELISA) gibi serolojik testlerden de yararlanılmaktadır.
Özellikle ilk
izolasyonda Newcastle hastalığının elimine edilmesi yönünden HI testi pratik
öneme sahiptir. Serolojik testler bilhassa epidemiyolojik çalışmalarda ve saha
koşullarındaki salgınların belirlenmesinde kullanılır. Laboratuvara serolojik
muayeneler için gönderilecek olan serum için sürünün % 1'inden kan alınmalıdır.
Alınan kanlar pıhtılaştıktan sonra çizilerek serumu çıkarılmalı ve mümkünse
serum gönderilmelidir.
Avian İnfluenza
klinik olarak İnfeksiyöz Bronşitis, İnfeksiyöz Laryngotracheitis, Tavuk
kolerası, Newcastle hastalığı, Mikoplazma enfeksiyonları ve Marek hastalığının
bazı formları ile karışabilmektedir.
Hastalığın
teşhisi için laboratuvara marazi madde gönderme usulleri:
Hasta veya ölen
civciv ve piliçlerden birkaç tanesi, hastalar altı ve yanı kapalı kafeslerde,
ölüler plastik torbalarda kutu içerisinde en kısa zamanda ve en seri vasıta ile
laboratuvara gönderilmelidir. Bu materyaller tipik vakalardan seçilmelidir.
Hasta veya ölenlerin bütün olarak gönderilemediği durumlarda hastalığın tipik
belirtisini gösteren hayvanların iç organları aseptik koşullarda çıkarılarak
histopatolojik muayeneler için % 10 formol ihtiva eden kavanozlara, diğer
muayeneler için % 50 gliserinli fizyolojik tuzlu su (FTS) bulunan kavanozlara
konularak laboratuvara gönderilmelidir. Hastalığın zoonotik önemi dikkate
alınarak otopsi ve marazi madde alma işlemlerini yaparken maske ve eldiven
kullanılmalıdır.
Korunma:
Avian Influenza
hastalığına yönelik bir tedavi yoktur. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de
ihbarı mecburi hastalıklar arasındadır ve devletçe kontrolü esas alınmıştır.
Hastalıktan korunmak amacıyla dışarıdan sürüye kesinlikle hayvan katılmaması ve
"all in - all out" hepsi içeri - hepsi dışarı sistemi kuralına uyulması gerekir.
Kümeslere yabani kuş ve rodentlerin girişi engellenmeli, kanatlılarla yabani
kuşların, özellikle su kuşlarının kontaktları titizlikle önlenmeli, bakıcıların
dışında kümeslere kimsenin girişine izin verilmemeli, kümes girişlerine
dezenfektanlı küvetler konulmalıdır. Kümeslerin etrafındaki alanlar temizliği
kolay olan ve dezenfekte edilebilen malzemelerden yapılmalıdır.
Etken çevre
koşullarında özellikle soğuk ve nemli ortamlarda oldukça uzun bir süre
canlılığını sürdürebilir. Saha da virusun inaktivasyonu için kullanılan başlıca
dezenfektanlar sodyum hipokloritin % 2'lik solüsyonu, iyodin, formalin
+permanganat, quarterner amonyum bileşiklerinin % 4'lük solüsyonu , kalsiyum
hidratın (kireç sütü) %3' lük solüsyonu, kresilik asitin % 2.2'lik, sentetik
fenollerin % 2'lik solüsyonudur.
Virusun Dış Ortamda
Yaşam Süreleri:
Virus hasta
hayvanların nasal sekresyonları ve gaitaları ile etrafa saçılır ve kümes
şartlarında 5 hafta kadar canlılığını sürdürür.
Dokularda, dışkı ve suda uzun süre canlı kalır. Bu nedenle hastalığın
kontrolünde en önemli problem gübredir. Enfekte gübrede 4 oC'de
30-35 gün, 20 oC'de 7 gün, kış mevsiminde sulu dışkıda 105 gün canlı
kalır. Bu nedenle kümeslerin periyodik dezenfeksiyonu, temizliği,
havalandırması, gıda ve su hijyeni, kümes ısısı ve rutubeti, hayvan
bakıcılarının temiz tulum, dezenfekte edilmiş çizme ve eldiven kullanmaları
sağlanmalıdır. Avian Influenza hastalığına karşı hazırlanmış olan aşılar klinik
semptomların gelişmesini önler fakat enfeksiyonun gelişmesini engelleyemez.
Genellikle az patojen suşları taşıyan hayvanların aşılandıklarında genetik
değişim ya da mutasyon ile bu suşların çok patojen suşlara dönüşme ihtimali
vardır. Aşılı hayvanlar virulent virusu saçmaya devam eder ve aynı zamanda da
serolojik kontrole engel olur. Bu nedenle de aşılama tavsiye edilmemektedir.
High Patojen Avian
Influenza (HPAI)
Etkenin
klasifikasyonu:
Virus
Orthomyxoviridae familyasından, Influenza gurubuna ait RNA karakterinde genetik
madde taşıyan İnfluenza A,B virusudur. Patojenitelerine göre değişmek üzere,
kanatlı türlerinden izole edilen birçok serotip bulunmaktadır. Bugün, bütün
oldukça patojenik izolatlar Influenza A viruslarının H5 ve H7 subtipleridir.
Fiziksel ve
Kimyasal etkenlere direnci:
Isı:
56 oC'de 3 saatte, 60 oC'de 30 dak.da inaktive olur.
pH:
asit pH'larda inaktive olur.
Kimyasal
maddeler: Oxidising ajanlar sodium dodecyl sulphate, lipid solventler,
B-propiolactone ile inaktive olur.
Dezenfektanlar:
formalin ve iodin bileşikleri (compounds) tarafından inaktive olur.
Hayatta kalma
(survival): dokularda, dışkıda ve aynı zamanda suda oldukça uzun süre
canlılığını sürdürebilir.
Konakçı:
Yüksek patojenik avian Influenza izolatları başlıca (primarily) tavuk ve
hindilerden sağlanmıştır. Bütün kanatlı türlerinin infeksiyona hassas olduğu
kabul edilmektedir.
Bulaşma
-
İnfekte hayvanların
sekresyonları ile, özellikle dışkı ile direk temas,
-
Kontamine yem,su ekipman
ve kıyafetlerle,
-
Klinik olarak normal su
kuşları ve deniz kuşları virusu kümeslere (sürülere) bulaştırabilir.
-
Kırık ve çatlak kontamine
yumurtalar civcivleri kuluçka makinasında iken infekte edebilir.
Virus kaynağı:
Dışkı,
respiratorik sekresyonlar, yüksek patojenik viruslar infekte dışkıda aynı
zamanda dokularda ve suda uzunca bir süre canlı olarak kalabilir.
Yayılışı :
Apatojenik ve
düşük patojenik (mild) avian influenza A virusları dünya çapında ortaya çıkar.
Oldukça patojenik avian influenza A (HPAI) viruslarının H5 ve H7 HA subtipleri
Avrupa ve başka yerlerde arasıra uçan kuşlardan izole edilmiştir. HPAI'nin sebep
olduğu hastalık salgınları USA'de Pennsilvanya çevresinde 1983-84'de rapor
edilmiştir. Son zamanlarda Avusturalya, Pakistan ve Meksika'da hastalık
salgınları şekillenmiştir. Düşük patojeniteli H5 viruslarının mutasyona
uğrayabildiği ve oldukça patojenik hale geldiğine dair kanıt vardır. HPAI
infeksiyonları çok nadir olarak görülebilir ve aynı zamanda H5 ya da H7
subtipleri olabilen düşük patojeniteye sahip viruslarla karıştırılmamalıdır.
İnkübasyon süresi:
İnkübasyon periyodu 3-5 gündür.
Klinik Teşhis
Şiddetli
depresyon, iştahsızlık,
Yumurta veriminde
oldukça bariz ani bir düşüş,
Şişkin ve
siyanotik ibik ve sakallarla karakterize yüz ödemi, göz çevresinde, ibik ve
sakallarda siyanoz ve ödem,
İnternal zarların
yüzeylerinde peteşiyal kanamalar,
Ani ölümler
(mortalite %100'e varabilir), Kesin teşhis için virus izolasyonu gereklidir.
Lezyonlar
-
Tavuklarda
-
Ani ölüm vakalarında
lezyonlar bulunmayabilir
-
Kaslarda şiddetli (ağır)
kanamalar,
-
Dehidrasyon,
-
Baş ve boyun bölgesinde
subcutan ödemler,
-
Burun ve ağız boşluğunda
irinli akıntı,
-
Konjuktiva'da şiddetli
kanamalar, bazen peteşiler,
-
Tracheanın lumeninde
yoğun mukoz exudatı, ya da şiddetli hemorajik tracheitis,
-
Sternum'un iç kısmında
serosada ve abdominal yağlarda, serosal yüzeylerde ve vücut boşluğunda
peteşiyal kanamalar,
-
Böbreklerde ağır
kanamalar, bazen tubuluslarda ürat birikintileri ile birlikte ovaryumlarda
hemorajiler ve dejenerasyon,
-
Proventrikulusun mukozal
yüzeyinde, özellikle taşlık ile birleşme yerinde hemorajiler,
-
Taşlık'ın iç tabakasında
hemorajiler ve erozyonlar (ülserler),
-
Bağırsak mukozasındaki
lenfoid dokularda hemorajik odaklar,
-
Hindilerde; lezyonlar
tavuklarda görülenlerle benzerdir, fakat aynı derecede belirgin olmayabilir.
-
Ördekler; HPAI ile
infekte olabilir ve virusu saçabilir, klinik semptomları ya da lezyonları
göstermeyebilir.
Ayırıcı teşhis
Akut tavuk
kolerası
Velojenik
Newcastle hastalığı
Respiratorik
hastalıklar, özellikle ILT
Laboratuvar Teşhisi
Yöntemler
Etkenin
identifikasyonu
-
9-11 günlük embriyolu SPF
tavuk yumurtasına inokulasyonu izleyerek hemagglutinin görülmesi
-
immundiffüzyon testi
Influenza A virusunun varlığını teyit eder,
-
Monospesifik
antiserumlarla sub-tiplerin ortaya konulması,
-
Suş virulensinin
değerlendirilmesi: 4-8 haftalık yaştaki piliçlerde IVPI'nin
değerlendirilmesi
Serolojik Testler
-
HA-HI testleri
-
AGID testi
Teşhis için
laboratuvara gönderilecek materyaller (örnekler)
Etkenin
identifikasyonu için; Canlı hayvanlardan tracheal ve kloakal swaplar (ya da
gaita) veya ölü hayvanlardan gaita ve organ numuneleri
Serolojik testler
için; Pıhtılaşmış kan örnekleri ya da serum
Koruma ve Kontrol
Tedavisi yok
Sağlığın
korunmasına ait Tedbirler
-
Kanatlılarla yabani
kuşların, özellikle su kuşlarının teması titizlikle önlenmeli,
-
Sürüye, hastalık durumu
konusunda bilgi olmayan hayvanların katılmasından kaçınılmalı,
-
İnsan trafiğininin
kontrolü ,
-
Uygun temizlik ve
dezenfeksiyon prosedürleri ,
-
Her çiftlikte tek yaş
gurubu yetiştirmeler ( "all - in-all-out") tavsiye edilmektedir.
Salgınlarda
Tüm hayvan
ürünleri ve karkaslar itlaf edilmeli, Temizlik ve dezenfeksiyona son derece
riayet edilmeli, Kümese tekrar hayvan konulmadan önce en az 21 gün boş
bırakılmalı
Medikal profilaksi
Geçmişte: HPAI'ya
karşı aşılayarak istenen tesirin zıddını hasıl edici olduğu düşünülmekteydi.
Bazı aşılanmış hayvanlar, yinede infekte olabilir ve virulent virusu saçabilir.
Bununla beraber Pakistan ve Meksika'daki son salgınlarda inaktif aşılar
kullanılarak hastalığın hızla yayılmasında mücadele edilmiştir.
|